Asya'nın Ekonomik Eşitsizlikleri
- Maya Usta
- 4 Ağu
- 3 dakikada okunur
Güneydoğu Asya son yıllarda yükselen ekonomilere sahip olmuştur. Dünya Bankası’nın 2023 verilerine göre GSYİH (Gayrisafi yurtiçi hasıla) büyümesi Singapur’un 1.1, Malezya’nın 3.6, Endonezya’nın 5 ve Filipinler’in 5.5’tir. Buna rağmen bölgelerdeki gelir dağılımı eşitsizliği göz ardı edilmemelidir. Birinci ekte Endonezya’nın fakirlik oranı ve popülasyona dayalı eşitsizlik oranı verilmiştir. Her ne kadar günümüze yaklaştıkça oranlar düşme eğiliminde olsa da son yıllarda oran değişimi biraz daha az olmuştur ki bu da belli bir kesimin fakirliğinin önüne geçilemediğinin kanıtıdır. Kırsal bölgeler örneğin Endonezya’nın uzak adaları ile kentsel merkezler (Jakarta) arasında büyük bir gelir eşitsizliği vardır. Bunun temel sebebi kırsal ve kentsel bölgelerde işgücünün farklı ekonomik alanlara dağılımıdır.

Hindistan (resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti) 1.412 milyar popülasyonu ile dünyanın en büyük nüfusuna sahiptir. Tabii bu olağanüstü popülasyonun hem avantaj hem de dezavantajları vardır. Ülkenin üretim ve işgücüne katılım oranı artsa da yeterli iş imkânı olmaması sebebiyle işsizlik oranı artacaktır. Bu yüzden 2. ekte Dünya Bankası’nın verilerine göre GSYİH büyümesi ciddi derecede yıldan yıla farklılık göstermektedir. GSYİH büyümesinin bir ölçüt olarak alınmasının sebebi ülkenin toplam üretim büyümesini göstermesidir ki buna bağlı olarak insan başına düşen gelir hesaplanabilir. Böylelikle gelir dağılımındaki eşitsizlik ölçülebilir. Bu büyümenin dengesiz olması gelir dağılımında da bir dengesizlik olacağının dolaylı yoldan göstergesidir.

Hindistan’ın ekonomik büyümesi sadece makroekonomik göstergeler ile değil aynı zamanda sosyo-kültürel etkileri ile de analiz edilmelidir. Özellikle gelir eşitsizliği, ülkenin kültürünün tarihî bir parçası olan Kast Sistemi ile doğrudan bağlantılıdır. Brahmanlar ve Sudralar örneğin ekonomik büyümeden aynı oranda yararlanamazlar. Bir aşağıdaki sınıf bir üstündeki sınıfa hizmet ettiğinden ekonomik eşitsizlik Sudralar ve Brahmanlar arasında gün geçtikçe açılır. Dolayısıyla Hindistan’daki ekonomik eşitsizliğin nedeni olarak bazı bölgelerde hâlen devam eden Kast Sistemi gösterilebilir. Kast Sistemi sınıfları aşağıdaki gibidir:
Brahmanlar (Entelektüel bir tabakadır. Kutsal yazıları (Veda) yorumlayan kişilerdir. Bilginler ve rahipler bu tabakada yer alır.)
Kşatriyalar (Askerler, prensler ve üst düzey memurların oluşturduğu bir tabakadır.)
Vaişyalar (Tüccarlar, toprak sahipleri ve çiftçiler)
Sudralar (İşçiler ve köleler)
Bölgesel farklılıklar da Hindistan’ın ekonomik yapısında büyük bir rol oynamaktadır. Şehirlerde bilişim teknolojileri ve hizmet sektörü hızlı büyürken kırsal kesimlerde tarıma bağımlı ekonomi daha yavaş gelişmektedir. Hindistan’da teknolojik gelişmeleri desteklemek adına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu”nun uygulanması ile veri yönetimine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca 30 yaşından küçük nüfusun ülkenin yarısından fazlasını oluşturması Hint toplumunun teknolojiyi daha kolay benimseyebileceğini gösterir. Dolayısıyla Hindistan’daki teknolojik alandaki gelişmeler ekonomik büyümeye de katkı sağlar. Benzer şekilde, Çin’in üretim gücü ile Hindistan’ın büyüyen teknoloji sektörü karşılaştırıldığında küresel ekonomiyle entegrasyonun iki ülke için farklı dinamikler yarattığı görülmektedir. Hindistan'ın özellikle yazılım ve bilişim teknolojileri alanında yaptığı atılımlar, küresel pazarda rekabet gücünü artırmakla birlikte gelir dağılımındaki uçurumu tam anlamıyla kapatamamaktadır.
Hindistan’dan sonra dünyanın ikinci en büyük nüfusuna sahip ülke Çin’dir (resmî adıyla Çin Halk Cumhuriyeti). Ek 3’te Çin’in ekonomik büyümesinin son yıllarda daha az değişime uğradığı gösterilmektedir ki bu da ekonomik denge sağlanmaya çalışıldığının göstergesidir.

Artan nüfus ile beraber ortaya çıkan işsizlik artışı Ek 4’te verilmiştir. Nüfus artışı ile ekonomik denge sağlanmaya çalışılırken işsizliğin artması göz önünde bulundurulduğunda, bir tehdit niteliğindedir. Ekonomik büyüme ile işsizliğin yanında gelir dağılımında eşitsizlikler de ortaya çıkmaktadır. Gelir dağılımındaki eşitsizliğin önüne geçmek için Çin hükümeti özellikle 1978’den itibaren piyasa reformları uygulamıştır. Örneğin, kırsal kesimde yaşayan nüfusun ekonomik hayata daha fazla entegre edilmesi, gelir dağılımındaki uçurumun kısmen azalmasını sağlamıştır.

Bunun yanı sıra Çin’in yükselen ekonomisini göz ardı etmemek gerekir. Çin’in "Kuşak ve Yol" girişimi gibi projelerle dünya çapında ekonomik nüfuzunu artırması, küresel ekonomi üzerindeki etkisini derinleştiren faktörlerden biridir. Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri günümüzde bir hegemonya olsa da bazı ekonomist ve politikacılar gelecekteki hegemonyanın Çin olacağını düşünmektedir. Sonuç olarak, ekonomik büyüme politikalarının yalnızca ulusal gelir artışına değil, eşitsizliği azaltıcı bir şekilde düzenlenmesine de odaklanılması gerekmektedir. Asya’nın önemli ülkelerinden Çin ve Hindistan’ın ekonomik politikaları yalnızca kendi sınırları içinde değil, dünya ekonomisinin geleceğini belirleyen unsurlar arasında yer almaktadır.
Kaynak:
World Bank. https://www.worldbank.org/ext/en/home.
“How India is carving out its role in the Intelligent Age.” The World Economic Forum, 20 Eylül 2024, https://www.weforum.org/stories/2024/09/india-role-in-the-intelligent-age/. Erişim tarihi 5 Mart 2025.
Yorumlar